Yukarı

Diyabette Beslenme

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, pankreastan salgılanan insülin hormonunun yetersizliği veya etkinliğinin azalması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.

Besinler tüketildikten sonra parçalanarak şekere dönüşür ve kana geçer. Sağlıklı bireylerde, kana geçen şeker (glikoz), enerji sağlayabilmek için insülin hormonu yardımıyla hücrelere taşınır. Diyabetli kişilerde ise insülin eksik veya etkisiz olduğu için şeker hücrelere giremez ve kanda miktarı yükselir.

Toplumda diyabetin tip 1 ve tip 2 diyabet olarak ortaya çıkabileceği bilinsede, bunun dışında gebelik sürecinde ortaya çıkabilen ve genellikle gebelik sonrası sonlanan gestasyonel diyabet tipi olduğu da unutulmamalıdır.

Tip 1 Diyabet: Bu tip diyabette insülin çok azdır ya da hiç yoktur. Genellikle çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkar. Günlük olarak insülinin dışardan alınması gerekir.

Tip 2 Diyabet: İnsülin salgılanır fakat etkinliğini gösteremez. Genetik, 40 yaş üstünde olanlar, 4 kg üzerinde çocuk doğuran kadınlar, şişmanlık, uzun süre ilaç kullanımı (diüretik, kortikosteroid), enfeksiyonlar ve bazı pankreas hastalıkları tip 2 diyabetin ortaya çıkma olasılığını artırır.

Gestasyonel Diyabet: Hamilelik döneminde oluşan ve genellikle hamilelik bitiminde sonlanan geçici bir diyabet çeşididir. Bu kişilerin ileride diyabet olma riski yüksektir.

Diyabetin temel belirtileri arasında; ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, aşırı susama, sürekli açlık hissi, kilo kaybı, halsizlik, yaralarının geç iyileşmesi, el ve ayaklarda karıncalanma yer alır.

Diyabette beslenme, aslında tüm insanların uygulaması gereken sağlıklı beslenme şeklidir. Diyabetli kişilerin beslenme alışkanlıkları aynı zamanda yaşam tarzı olarak benimsenmelidir.

  • Ana öğünlerde tüm besin grupları (et, süt, sebze-meyve, tahıllar) yeterli ve dengeli bir şekilde tüketilmelidir.
  • Kan şekerinin kontrolü için, 6 öğün (3 ana, 3 ara) tüketilmelidir. Öğünler arasında 2-3 saat olmalıdır. Öğün aralarının fazla uzun olması, kan şekerinin düşmesine neden olur ve acıkma hissi, terleme, çarpıntı, bulanık görme, titreme gibi belirtilerin görülmesine yol açar.
  • Bal, reçel, pekmez, pasta, kek, çikolata gibi şekerli besinler mümkün olduğunca beslenme programlarında bulundurulmamalıdır.
  • Posa içeren besinler (sebze, meyve, tam tahıllar, kurubaklagiller) kan şekerini yavaş yükseltir ve tokluk hissi verir. Beslenmedeki posa alımını artırmak için haftada en 2 kez kurubaklagil tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ya da çavdar ekmek, beyaz pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tercih edilmelidir. Meyve suyu yerine kabuklu taze meyveler tüketilmelidir.
  • Glisemik indeksi yüksek besinler, kan şekerini kısa sürede yükseltir. Meyvelerden muz, incir, karpuz, kavun, üzüm gibi glisemik indeksi yüksek meyvelere beslenmede daha az yer vermeli ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir.
  • Diyabetik ürünler miktarına dikkat ederek, tüketilebilir. Hamile ve emzikli kadınlar, sakkarin ile tatlandırılmış besinleri tüketmemelidir.
  • Egzersiz, kan şekerinin düzenlenmesini sağlar. Aç karnına ya da yemekten hemen sonra egzersiz yapılmamalıdır. Egzersizin öğünlerden 1 saat sonra yapılması önerilir.
  • Alkol alımı önce kan şekerinin yükselmesine, daha sonra düşmesine neden olur. Özel günlerde alkol tüketilecekse aç karnına içilmemelidir.
  • Kan şekeri kontrolünü sağlamak için sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalıdır.

 

Dyt. Gaye Taşkentli

gaye390@hotmail.com